ESMÂ-İ HULÛMİYYE DERSİ
ESMÂ-İ HULÛMİYYE DERSİ
Rü’yâ, Keşf, İlham ve Âlem-i Hayâl Bahsi
Esmâ-i Hulûmiyye, kadîm havas ve mânevî ilimler literatüründe; rü’yâ, ilham, keşf ve âlem-i hayâl bahisleriyle birlikte ele alınan husûsî bir mevzudur.
Bu derste insanın uykuya yaklaşan hâli, kalbe doğan mânâlar, rü’yâda görülen sûretler ve hayâl âleminin klasik kaynaklardaki yeri üzerinde durulmaktadır.
DERSİN BAŞLICA MEVZULARI
-
Keşf: Kalbe doğan bazı mânâların idrâki ve sezgi bahsi.
-
İlham: Bir düşünce veya mânânın kalbe doğması meselesi.
-
Rü’yâ: Uyku hâlinde görülen sûret ve işaretlerin klasik anlayış içerisindeki yeri.
-
Âlem-i Hayâl: Maddî olmayan mânâların sûret ve misal ile idrâk edilmesi.
-
Müşâhede: Rü’yâ ve hayâl yoluyla birtakım sûretlerin görülmesi.
-
Kalb ve İdrâk: Kalbin mânevî idrâk mahalli olarak ele alınışı.
-
Uyku Hâli: Kıraat ve zikrin ardından meydana gelen uyku hâlinin geleneksel yorumları.
-
Sûret ve Mânâ: Hayâl âleminde mânevî mânâların farklı sûretlerde zuhûru.
RİVÂYET EDİLEN TERTİB
Kadîm metinlerde bu bahis altında zikredilen uygulamalardan birinde;
1 Fâtiha-i Şerîfe
1 Âyetü’l-Kürsî
7 Duhâ Sûresi
100 Salavât-ı Şerîfe
okunduktan sonra, ilgili esmânın zikrine devam edilmesi ve kişi uyku hâline yaklaşıncaya kadar kıraati sürdürmesi aktarılır.
Bu tertibin ardından meydana gelen rü’yâ ve hayâl hâllerinin, klasik havas anlayışında nasıl yorumlandığı ders içerisinde açıklanmaktadır.
İBNÜ’L-ARABÎ’NİN ÂLEM-İ HAYÂL ANLAYIŞI
Muhyiddin İbnü’l-Arabî’nin eserlerinde âlem-i hayâl, yalnızca günlük anlamda kullanılan “hayal kurma” şeklinde değerlendirilmez.
İbnü’l-Arabî’nin yaklaşımında hayâl; mânânın sûret kazanabildiği, soyut olanın misal ve sûret ile idrâk edilebildiği bir berzah olarak ele alınır.
Bu sebeple rü’yâlarda görülen bazı sûretlerin, klasik tasavvuf düşüncesinde yalnızca dış görünüşleriyle değil; taşıdıkları mânâ ve işaretler bakımından değerlendirilmesi gerektiği ifade edilir.
DERSİN İLMÎ ÇERÇEVESİ
Ders kapsamında;
-
İlm-i Havâss
-
İlm-i Hurûf
-
İlm-i Rü’yâ
-
Keşf ve İlham
-
Âlem-i Misâl
-
Âlem-i Hayâl
-
Berzah kavramı
-
Sûret–mânâ münasebeti
-
Rü’yâların tabiri ve sembolik dili
-
Zikir ve kıraat sonrası görülen rüyaların klasik yorumları
ana hatlarıyla ele alınmaktadır.
Ayrıca klasik literatürde Fahreddin er-Râzî, İbn Haldûn ve Muhyiddin İbnü’l-Arabî gibi isimlerin bilgi, idrâk, hayâl ve rü’yâ bahisleriyle ilişkili görüşlerine de yer verilmektedir.
ESMÂ-İ HULÛMİYYE DERSİNİN MAKSADI
Bu dersin maksadı, rü’yâ ve hayâl hâllerini klasik havas ve tasavvuf literatüründeki kavramlar üzerinden anlamak, esmâ ve kıraat tertibinin bu gelenekte nasıl ele alındığını öğrenmek ve keşf, ilham, müşâhede ve rü’yâ arasındaki farkları kavramaktır.
Esmânın husûsî tertibi, kıraat usûlü ve uygulamaya dair tafsilât ders içerisinde aktarılmaktadır.
“Hayâl, sûret ile mânâ arasında bir berzah; rü’yâ ise bu âlemde zuhûr eden işaretlerden biridir.”